Sayfalar

akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.1.12

2012.

Sütlü kahvenin tadı, aynı.
Son ana bırakılan ödevlerin stresi, aynı.
Akvaryumum da şebelek şebelek yüzen balıklarımın şebeleklik kat sayıları, aynı.
Odamın dağınıklığı, aynı.
Okunması gereken kitapların, kitap okumaya ayırabildiğim vakte oranı, aynı.
Dinlediğim müziklere eşlik etmekten duyduğum keyif, aynı.
Geleceğe olan merakım ve endişem ve heyecanım, aynı.
Yarın erken kalkacağımı biliyor olmanın azabı, aynı.
Yapmam gereken şeyleri ertelemeye olan müthiş yeteneğim, aynı.

Bu kadar çok şey aynı iken, nasıl yeni bir yılda olabiliriz ki?

"When she was just a girl,
She expected the world
But it flew away from her reach
So she ran away in her sleep
...
This could be Para-Para-Paradise"
-Coldplay




Not: Blogum üç yaşında!

20.10.10

Balık Olsam, Uyusam...

İşlerimi geciktirmek için bahaneler ararken balıklarımı uzun süredir izlemediğim aklıma geldi.
Akvaryumun dibinde öylece duruyorlarken, ışıklarını yaktım ve ışığı yakmamla birlikte akvaryumun en köşesine kaçmaları bir oldu.
Oldukça sade bir akvaryumum olduğunu belirtmemde fayda var sanırım, içinde çakıl taşları ve birkaç deniz kabuğundan başka hiçbir şey yok..
Muhtemelen de bu yüzden birbirlerinin arkasına saklanabilmek için en köşeye yerleşmek için kavga etmeye başladılar.

Uykularını böldüğümü anlamam biraz zaman aldı.

Işıklarını kapadığım halde, hala en köşede yan yana duruyorlar.
Balık olup aralarına giresim, orada öylece uyuyasım var...

15.3.10

Şurdan Burdan

Burnum öyle tıkalı ki; gün içinde burnumdan içeri bir gram oksijen alamadım.
Nefes alma eylemini ağzımla yapmaya başlayınca da her zamanki gibi boğazım mahvoldu.
Bunun yanında, günün belirli saatlerinde farklı vücut ısılarına sahiptim; ateşim kendi kendine çıktı - kendi kendine de indi.
Bu zincirleme hastalık olayı beni gerçekten yoruyor.

***

Akvaryumumdaki yalnız (ve ölümsüz olduğundan şüphelendiğim) melek balığına arkadaşlık etmeleri için iki japon balığı aldım.
Ve japon balıklarını seçerken gözüme o doğa harikası hayvanlar çarptı: tatlı su salyangozları!
Sanırım dünyanın en sempatik ve hımbıl hayvanları onlar.
Ama ne yazık ki evdeki akvaryuma koyduğumuzdan beri hiç dışarı çıkmadılar. Bir kaç defa taşların arasında ceberleşirken gördüysem de şimdi hiç kendilerini göstermiyorlar.
Sanırım biraz utandılar.
Arada sırada akvaryumumun önüne başımı koyup dışarı çıkmalarını bekliyorum...

***

Bu arada yeni elemanların adlarını iPod shuffle ile seçtim. Gerçekten çok başarılıydı:

Beyaz ve turuncu benekli şişko japon balığı: Tom
Turuncu ve kuyruğunda siyah çizgileri olan japon balığı: Henrietta
Biraz daha büyük olan salyangoz: William/Will
Daha ufakça olan salyangoz: Charlotte

***

Sonunda iTunes'umun önerilerine kulak verdim ve yeni sürümü yükledim.
Artık benim de bir Genius'ım var.
Şimdi onu keşfetme zamanı!

ve tabii ödevlere başlamanın!

***

"I guess God thinks I'm able..."
-Oasis