Sayfalar

serbest çağrışım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serbest çağrışım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.8.13

"Deedle dee dum is the song that I hum"

"and the tune keeps ringing..."

"Bekliyorum gelmiyor çok garip bu bir şaka mı gelince ne olucak sanki? Ella Fitzgerald. Deedle dee dum. Hay allahım bu nasıl bir şaka. 12 oldu mu giderim. Muhtemelen gitmem ama 10 geçe giderim. Sen bile tutamazsın yıldızlar tutamaz. Şaka heralde. Şu halim. Vay anasını. Mahallenin dork'u olduk iyi mi. Bu bekleyişin ardından etrafımdan geçen kimseye bakmasam daha iyi. İnanamıyorum. Bu Cadde'ye çağırılıp "öbür kızı seviyorum" konuşması yapmaktan da kötü. Şu an bu bir rezalet. 12 it is. Kaderde ilk haftadan da ekilmek varmış. Yuh demek istiyorum. Ya da eşek şakası materyali olmak. O kadar da sevimli çocuk hem de. Görmemiş gitmiş olsa ne gülerim. Ama nerde. Vay be. İyi sıçmışım bu sefer. Son 6 dakika then I'm out. Çüşünüz be kardeşim. Çüş. 5 dakika. Ne malmışım lan. Bu ne. Deedle dee dum is the song that I hum and the world is singing. Son bir dakika +/- 2. Ama yuh. Gerçekten. 12. Oha. OHA. Gerçekten. Yuh. Çüş. Oha. Şu anki durumu toparlayacak tüm durumlar çocuğun ölümüyle ilgili. Şimdi veya yakında. Oha oha oha oha."

***

- I am an idiot.
- Can I call you an idiot? I'd feel so much better.
- Yes.
- Idiot. There.

***

- So what do you miss the most about home?
- My girlfriend. I miss her like hell.

***

"Deedle deedle deedle deedle deedle deedle deedle dee dum!"
- Ella Fitzgerald

16.10.12

The Blabbery.

"Be the man of your words." How wrong is it, of us, all of us to think that this sequence of words should mean "Keep your promises". A man of words is the least trustable if you ask me. I am one of those of their words; and let me tell you: words are sneaky. They don't come when you expect them to do so. And when they do come, most probably on an improper occasion, they never come alone. They bring their friends. And families. And acquaintances. And enemies. And every other word. So, then, when you want to put a period down, they pull it down with their weight, all of them, make it a comma, so they can keep coming. Sometimes they don't even bother doing that. They keep coming after the period. There is no stopping them. No way. So, how can one possibly expect a man of his words to be trustworthy. How, when we all know that it's not really up to him to be trustworthy or not. It's the words' choice. It's a conviction, decided by words and applied by words. Therefore, he leaves, because the words have come to the conclusion it's better for him to leave. And there is no reason to blame him, because the words have made him come this way, anyway.

16.9.12

Çöküm ve Konsantrasyon

Kimse şu Home'un yanındaki Story'nin devamını merak etmiyor mu?
Hiç görmüyorum buralarda "Pipedreams neden devamını yazmıyorsun?" "Lütfen artık yaz?" "Kızla oğlan tanışacak mı?" "Yaşlı kadın ölecek mi?" "Nolur yaz artııık" falan gibi yorumlar.
Nerede yazara destek?
Nerede sanatçıya sevgi?

İnceden bir çöküm yaşadım, içimi döktüm, şimdi iyiyim.

Ertele ertele herşeyi erteler oldum.
Bu kadar gelecek var mı önümde o da ayrı bir merak konusu?
Peki ya "önümüzdeki birkaç ay" adlı gelecek dilimi? Ona sıkışması icap eden onca iş, telaş, korku?

Konsantrasyon hiç sahip olmadığım bir şeydi.
Şimdi nasıl öğrenilir ki?

9.7.12

Bits & Pieces

This is the midst of a journey to begin another

***

I just saw a green airplane take off. Becuase from where I'm sitting, you can. And I wonder, for the sake of such a lovely color, where I would be going if I were on that plane.

***

I'm taking good care of myself. Escept for the M&Ms. But that's for seratonin. Yes. Indeed.

***

I keep thinking about what Chester told me. I keep thinking about Chester too.

***

I hardly believe that he was being honest, but I think it's a good thing that he bothered o say something nice to me. That right there is promise. And hope. And motivation.

3.5.12

Saman kütleleri

Buralarda yine saman kütleleri sarmallar halinde uçuşur olmuş.
Kimse uğramıyor, ne bir ses ne bir soluk.
Ben de suçluyum ama uzunca bir süredir adam gibi bir şey yazmadım. Neden yazmıyorsun, diye de sormuyorsunuz ya neyse.

Kafamın yoğun, kalbimin yorgun olduğu günler geçiriyoruz yeniden yineden.
Bugün pek çok kahkaha attığım, gün geçtikçe bu kahkahaların daha da yüksek seslere ulaştığı su götürmez bir gerçek. Bazen çevremdekileri şaşkınlığa uğrattığımı görüyorum. Böyle zamanlarda kısa bir kahkaha daha atıyorum, daha sessiz.
Ne yazık ki bu kahkahalar kafamın yoğunluğunu biraz olsun hafifletmiyor.
Bitmeyen telaşlar, sonu gelmeyen yollar içerisindeyim.

Evde olmayı, işsiz olmayı ve tembelliği o kadar çok seviyorum ki.
Bazen herşeyi bırakıp bir ev kedisi olasım geliyor.
Ciddi anlamda tutkulu ve idealist bir insan olmanın bir büyük falsosu var ise, o da yapılan işlerin asla yetmiyor ve bitmiyor oluşu.
Peşinden varınla yoğunla koştuğun başarılar, onlara ulaştığında yalnızca yolun üzerindeki bir taşa dönüşüveriyor ve bir sonraki varış noktasına ulaşana kadar yine aynı telaşları aynı paniği yaşıyorsun.
Yapmakta olduğum şeylerin hiçbirinden gerçekten bıkmadım, çünkü büyük bir inatla yalnızca keyif aldığım şeyleri yapmaya özen gösteriyorum şu hayatta.
Ne yazık ki bu, bunca koşuşturmanın içinde sıkça yorulduğum ve kimi zaman umutsuzluğa düştüğüm gerçeğini değiştirmiyor. Hatta bu kadar tutkuyla bağlı olduğum şeyler için çabalamakta olduğumdan, ufak şeyler ters gittiğinde bile kendimi çaresizliğe düşmüş gibi hissediyorum.

Bazen bana bir "ben" lazım gibi geliyor, şuraya şu yazıları yazmakta olduğum andaki sakinlikte bir "ben". Arada sırada panikleyen "ben"i zaptetmesi için.

İşte bu tip gerginlikler ve sadece gergin olduğum için gerilmeler yaşadığım abuk subuk bir dönem. Kafamda şu canım blog'a yazacak doğru düzgün bir hikayem bile yok gördüğünüz gibi.
Bu sebeple başkalarının hikayelerini çalıp çalıp koyuyorum.
Hala okumadıysanız aşağıda sizi bekliyorlar.

Görüşmek üzre...

2.1.11

Yılbaşı

Benim yılbaşım üç gün sürdü.
Cuma akşamüstü başladı ve bugün birkaç saat önce sona erdi.
Ne güzeldi haftasonu:
Hayal kurmaya bile vakit olmadı.
Güle güle bir hal olduk.
3-5-8'de harikaymışım haberim yok.
Ne hallere düşmüşüm haberim yok.
Uçmak neler ifade edebiliyormuş meğer, haberimiz yok! :)


***

Yeni yılda yapacağım ilk şeylerden bir tanesi geleceğime dair bir bilgilenme olacağı için heyecanlıyım. Bakalım işe yarayacak mı?

2011'de başarmak istediğim şeyleri bir kağıda yazmadım.
Belki de yazmalıyım. Ama yazmadım.
2010'dan daha güzel olmasını istediğimi biliyorum.
Daha başarılı olmak istediğimi,
Hayallerimi gerçekleştirmek adına çalışmak istediğimi biliyorum.
Kilo vermek gibi fani hayallerim de yok değil.

2011'de mutlu olmak istiyorum.


***

Blogum geçtiğimiz Cuma 1. yaşına girdi.
Kutlamayı unuttuk!